Blog

Haberler
YÖK Başkanı Yekta Saraç
3
Mayıs

YÖK Başkanı Prof. Dr. M.A Yekta Saraç: “En önemli süreç AR-GE odaklı büyüme”

Ar-Ge İşbirlikleri Zirvesi Ve Fuarının açılışında konuşan YÖK Başkanı Prof. Dr. M.A Yekta Saraç 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisi olma hedefi kapsamında en önemli süreçlerin başında AR-GE odaklı büyümenin geldiği açıklamasını yaptı.

Küresel Ölçekte Rekabetçi Bir Yükseköğretim Sistemine Sahip Olunmasını Gerekli…
Türkiye’nin küresel rekabet ortamında 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisi olma hedefi kapsamında en önemli süreçlerin başında Ar-Ge odaklı büyümenin geldiğini söyleyerek konuşmasına başlayan YÖK Başkanı Prof. Dr. M.A Yekta Saraç, “Bu hedefe ulaşabilmesi ancak nitelikli bilgi üretimi ve nitelikli insan faktörü ile mümkün olabilecektir. Bu durumun, küresel ölçekte rekabetçi bir yükseköğretim sistemine sahip olunmasını gerekli kıldığı malumdur. YÖK, artık bu temeller üzerine şekillenmeye başlamıştır. Bugün itibariyle 111’i devlet, 65’i vakıf yükseköğretim kurumu ve 6’sı vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplam 182 yükseköğretim kurumumuz mevcut olup öğrenci sayımız da 7.313.403’e ulaşmıştır. Bu öğrenci sayımız ile Avrupa Yükseköğretim Alanındaki ikinci en büyük öğrenci sayısına sahip ülke konumuna gelinmiştir.” şeklinde konuştu.

Üniversiteler Tek Tipten Uzaklaşmalı…
Üniversitelerin tümünün aynı ve birbirinin kopyası olmasını tasvip etmediklerini de sözlerine ekleyen Saraç, konuşmasını şöyle noktaladı: “Üniversitelerimiz farklı değerler üretmelidir. Bu kapsamda üniversitelerimizin bir kısmının eğitimde, bir kısmının araştırma ve teknoloji üretiminde bazılarının da bölgesel kalkınmaya katkı sağlamakta farklılaşmasını istiyoruz. Bu farklılaşma kesinlikle birinci, ikinci lig şeklinde kabul edilmemelidir. Bunun için de üniversitelerin misyonlarını tekrar gözden geçirmesine, tek tipten uzaklaşarak kurumsal farklılık ve çeşitliliğe yönelmesine, üniversite olmanın şümullü yapısından uzaklaşmadan belli alanlarda temayüz etmesine ihtiyaç vardır. YÖK, bilim hayatını üniversitelerimizin bilimsel gücüyle tekrar şekillendirmeye ve yükseköğretimi; kalite, ihtisaslaşma, öncelikli alanlar ve nitelikli doktora gibi kavramlarla yeniden yapılandırma gayreti içindedir. Bunun sonucu olarak da yükseköğretimde hissedilebilir bir iyileşme başlamıştır ve bu iyileştirme inşallah devam edecektir.