Blog

Haber
‘Uluslararası Ar-Ge Yatırımlarında Türkiye’nin Yeri’ Değerlendirildi
5
Mayıs

‘Uluslararası Ar-Ge Yatırımlarında Türkiye’nin Yeri’ Değerlendirildi

Ar-Ge İşbirlikleri Zirvesi ve Fuarı kapsamında düzenlenen oturumlar büyük ilgi gördü. 2. gün gerçekleştirilen 2. oturumda ‘Uluslararası Ar-Ge Yatırımlarında Türkiye’nin Yeri’ başlığı altında önemli konular ele alındı. Oturuma, Hexagon Yönetim Kurulu Başkanı Jan Nahum, Netaş CEO’su Cemil Müjdat Altay, TTGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Ultav, YASED Yönetim Kurulu Üyesi Burak Aydın, Siemens Endüstriyel Otomasyon Ar-Ge Müdürü, Bursa OSB ve Durmazlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz konuşmacı olarak yer alırken, oturumun moderatörlüğünü Bilim, Sanayi, Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Cevahir Uzkurt yaptı.

Oturumun moderatörlüğünü yapan ve Ar-Ge ekosistemine katkı veren ve yöneten konuşmacıların bir arada olduğunu belirten BSTB Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Cevahir UZKURT, “Yabancı yatırımcı ülkemize çekmek için ne yapmak gerekir diye şirketlerime sorduğumuzda destekler noktasında, gelişmiş ülkelerdeki destekler gibi kapsamlı destekler verdiğimizi görüyoruz. Yerel Ar-Ge yapmak dışında, küresel boyutta Ar-Ge yapmak da önemli. Sanayi kuruluşlarımız için bir takım ezberlerimiz var. Sanayimizin ihtiyaçları doğrultusunda Ar-Ge yapmak doğru yaklaşım ama uluslararasılılaşmak için de Ar-Ge merkezlerimizi hareketlendirmek gerek” dedi.

Ar-Ge yatırımlarında Türkiye’de gelişmeler olduğuna değinerek Ar-Ge’de GSMH’nın yüzde 1’inden fazlasının yatırım olarak aşılması ile bir eşik değerin aşıldığını ifade eden NETAŞ CEO’su Cemil Müjdat ALTAY, “Ar-Ge de GSMH’nın yüzde 1’inden fazlası yatırım olarak aşıldığı zaman bir eşik değer aşılmış oluyor. Tabi dünya da Ar-Ge’nin önemini anladı. Yatırım olarak baktığımızda iş yatırımları ile Ar-Ge yatırımı arasında fark var. Yatırımcı ürünü pazara sunduğunda karşılığını alıyor ama Ar-Ge yatırımı kırılgan bir yatırım. Ar-Ge yatırımı yaptıktan sonra pazara çıktığını dönüşünü hızlı bir şekilde alamıyor. Ar-Ge çok değerli bir yatırım” dedi.

Yatırımların devam edeceğini söyleyen Müjdat ALTAY, “Dış yatırımlar üniversitelerde dikeyleşme arıyor, ülkenin kendi içinde dikeyleşme arıyor. Bilim Sanayi Teknoloji Bakanlığı çabalıyor. Diğer bakanlıklar olsun, ülke geneli olsun, yerli malı kullanma içgüdüsüne erişilmeli. Yerli, milli, bu ülkede tasarlanmış ürün kullanma alışkanlığını sadece kamudan beklememeli özel sektör de bu eğilim içinde olmalıyız” şeklinde konuştu.

Yüksek ve orta teknoloji ürünleri ithal edildiğini belirten Müjdat ALTAY, “Bu firmaların bu ürünleri yüzde 10 civarında Ar-Ge yatırımı var. Demek ki biz bu firmalara 6 milyar dolarlık Ar-Ge teşviki veriyoruz. Türkiye’de vermediğimiz teşviki veriyoruz” yorumunu yaptı.

Hexagon Yönetim Kurulu Başkanı Jan Nahum, “Ar-Ge’yi niye yaptığımızı hatırlamamıza ihtiyacımız var.” diyerek önemli açıklamalarda bulundu. Nahum, “Ar-ge’yi Türkiye’ye, firmalara katma değer katması için yapmaktayız. Bu maç uğruna uluslararası şirketler ile 3 kademeli işbirliği yapmamız lazım. Öncelikle istihdam. Keşke Türkiye Ar-Ge’de dünyanın bir buluşma merkezi olsa. İster, istemez bu sistemde yenilikçi Ar-Ge metotları Türkiye’ye geleceğinden insan kaynağımızın gelişmesine de katkı olacak. Bugün otomotiv sektörü ihracatta lokomotif. Ancak Türkiye’de hala bir otomotiv test merkezi yok.” diye konuştu. Nahum, ayrıca “Küresel ihtiyaçlara cevap verecek çözümleri üretmeye öğrenmezsek ve ürüne dönüştürmezsek orta gelir tuzağından çıkmamıza imkan yok. Bu da hemen olmaz, bunun için uzun dönemli bir strateji koymak ve sabırlı olmak lazım. Sinsi bir poker oyuncusu gibi uluslararası ilişkileri o şekilde gözeterek, kartlarını açmadan oynamalı.” açıklamasında bulundu.
Türkiye’nin konsept üretmede ve yaratıcılıkta zaafı olduğu şeklinde bir değerlendirmede bulunan Nahum, Türkiye’nin Ar-Ge’de kısmen başarısı üretimden geliyor. Çünkü Avrupa’nın dünyanın üretim merkezi. Ancak kaynakları milli şirketlere vermeliyiz. Gelişme gelecek olursa onlardan gelecek.” diyerek sözlerini noktaladı.

Neden Almanya gibi 247 milyar dolar cari fazlası olan bir ülken endüstiri 4.0’ın peşinde koşuyor, sorusu ile gördüğümüz resmin ardındaki büyük resmi anlamak gerektiğini ifade eden TTGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz ULTAV, “Ölçeklendirilemeyen mevcut yapıların alternatifi, 2025’te verimlilikleri, radikal değişimleri tekrar gerçekleştirecek bir strateji var. Dünyada daha verimli bir dünyada paylaşım ekonomisi ile nasıl daha verimli kullanabileceğimizin yapılandırılacağı değişim döneminin başlangıcında.” dedi.

Ar-Ge yapmak istiyorsanız, boru hattında akışkanlığı artırmak mecburiyetindesiniz diye devam eden Cengiz ULTAV, “Burada öncelikli olarak temel araştırmalar var. Türkiye’de en önemli adımlardan biri üniversite sisteminin içinde bölgesel olarak da bir takım üniversitelerde doktoralı öğrenci sayısı artmalı, sistemler fildişi kulelerinden iniyor. Şirketlerde eskisi gibi hiyerarşik yapılar yok. Hücresel genişleme yapısı ile hareket ediyorlar” şeklinde devam etti.

YASED Yönetim Kurulu Üyesi Burak Aydın ise teknoloji dönüşüm konusuna değinirken öncelikle şöyle bir açıklamada bulundu: “Dünya globalleşti. Sınırları olmayan, beynin ve paranın çok akışkan olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Uluslararası yatırımcılar hangi ülkeye yatırım yapacağını belirlerken uygun iklim olmasını ararlar, duygusallıktan öte rasyonel karar verirler. Türkiye bu durumda çok iyi bir konumda.” Teknoloji anlamında Türkiye’nin düşünce sistematiğini değiştirmeye ihtiyacı olduğunu vurgulayan Burak Aydın, “Geçmiş dalgaların üstüne Ar-Ge yatırımı yaparsak başarılı olamayız. Yükselen dalgalara yarının teknolojilerine yatırım yapmalıyız. Bunun öne güzel örneği TESLA. Çünkü yarının teknolojisine yatırım yapıyor. Teknoloji ile nasıl dönüşün sağlayacağımızı kurguluyor olmamız lazım.” diyerek önemli bir değerlendirmede bulundu.

“Endüstri 4.0’a harcadığımız efor algıyı yerleştirmek adına gerçekten iyi gidiyor. Enerji ve insiyatif olarak doğru bir yerden başladık” sözleri ile Endüstri 4.0’a vurgu yapan SIEMENS Endüstriyel Otomasyon Ar-Ge Müdürü Tolga ŞİMŞEK, “Ekosistem önemli. Teknolojik icatlar bu ekosistem içinde gündeme geliyor. Uluslar arası Ar-Ge yatırımların en önemli katkılarından biri içinde bulunduğumuz ekosistemi dışarıdan besliyor olması, beslemeye devam edecek olması. Uluslar arası Ar-Ge projeksiyonunda milli bir projemizin olması gerekiyor. Dünyanın yaşadığı teknolojik zorluklardan haberdar olmaz, geçlerimizi koşturmazsak bu treni kaçırmış olacağız” dedi.

Ekosistemin dışarıdan beslenmesinin yanı sıra problem çözümleri konusuna da değinen Tolga ŞİMŞEK, “Doktora çalışması o güne kadar çözülmemiş bir problemi çözme çabasıdır. Uluslararası olma noktasında bizim ülkemizde vaka olarak karşılaşamayacağımız ama dünyada sanayi için vaka olan problemleri çözmek gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Bursa OSB ve Durmazlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz, “Türkiye’de 100 yıldan beri Bursa’da yerleşik olan işletmelerin sahiplerine sordum. Türkiye’ye yabancı yatırımcı nasıl gelir diye. Yabancıyı buraya çekmek içim ona bir pazar sunmalısınız. Dinamik bir iç tüketim, dinamik bir pazar olmalı.” cevabını aldığını söylerken Türkiye’deki pazarın dinamik bir hale getirilmesi gerektiğini, Almanya’ya gidip teknoloji merkezi kurduklarını çünkü orada dinamik pazar olduğunu belirtti. Televizyonda seyrettiği bir programdan örnek veren Durmaz, İngilizler 1803’te özellikleri olan bir tren yapmış biz aynısını 2013’de yapmışız. Nasıl yetişeceğiz? O zaman aradaki zamanı parasını verip, alalım.” diyerek “Türkiye’nin üretmesi gerektiği sektörleri devlet olarak belirleyelim.” önerisinde bulundu.

Durmaz, “Teknoloji almaya yurt dışına gidiyoruz, Türkiye’de Ar-Ge’si yapılmayan işi vermeyiz diyorlar. Sinsi sinsi olarak yürümemiz lazım. Ancak yurt içinde birbirimize güvenelim. Ayrıca bürokratlarımızı ikna edelim devlet teşviğini yurt dışı alımlarında versinler.” diye konuştu.