Blog

Haber
Teknolojideki Eğilimler Işığında Türkiye’nin Öncelikli Alanları Masaya Yatırıldı
4
Mayıs

Teknolojideki Eğilimler Işığında Türkiye’nin Öncelikli Alanları Masaya Yatırıldı

AR-GE İşbirlikleri Zirvesi ve Fuarı’nın ilk gününde düzenlenen 2. oturumunda ‘Teknolojideki Eğilimler Işığında Türkiye’nin Öncelikli Alanları’ ele alındı. Oturumun moderatörlüğünü Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Doç. Dr. Elife ÜNAL yaparken, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah ATALAR, Altınay Robot Teknolojileri YK Başkanı Hakan ALTINAY, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim USLAN, Bilim ve Teknoloji Politikaları Arş. Mrk. (ODTÜ – TEKPOL) Başkanı Prof. Dr. Erkan ERDİL, Drexel University Prof Dr. Banu ONARAL, Koç Üniversitesi Doç. Dr. Mustafa ERGEN, Kutup Araştırmaları Uyg-Ar Merkezi Müdürü, İTÜ: Doç. Dr. Burcu ÖZSOY bilgi birikimlerini ve tecrübelerini dinleyiciler paylaştı.

Türkiye’nin ileri teknoloji ve yüksek katma değerli yapıya geçişte Ar – Ge’nin ne kadar önemli olduğuna değinen Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Doç. Dr. Elife ÜNAL, Ar-Ge’de özel sektörün payının 2015 de yüzde 50’yi aştığını söyledi. Ünal bir eleştiride de bulunarak, “Ar-Ge desteklerimizin ve alt yapımızın yüksek teknolojik ürünlere aktarılamadığı görülmekte. Teknoloji yönünde yapısal dönüşüm öneriyoruz.” dedi.

Ar-Ge ve öğrenci konusunu ele alan Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar “Üniversitenin en önemli katkısı mezun ettiği öğrencidir. Dolaylı görünse de Ar –Ge’ye en önemli katkısıdır. Hedeflerimize varmak için öğrencilerin bilgili olması daha doğrusu doğru bilgiye ulaşmayı bilmeleri lazım. Çalışkan olmaları ise 2. özellik. Yoğun iş temposunda konsantre olarak çalışmadan bir yere varmak mümkün değil. 3.sü böyle öğrenciler yetiştirmek gerekli.” diye konuştu. Girişimci öğrenciler yetiştirmek gerektiğinin de altını çizen, Atalar, eğitim sistemine yönelik bir de eleştiri de bulundu. Deneysel çalışmaya yatkın öğrenci olmadığını söyleyen Atalar, “İlkokuldan itibaren sistem bu konuya hiç yatkın değil. Yaratıcı öğrenci yetiştirmek lazım. Kopya ederek katma değer yaratmak mümkün değil. İlk, orta, lise eğitim sistemimizde reform yapmamız lazım. Ayrıca başarılı olabilmek içim pazara, yetişkin insan gücüne ve parasal imkanın da olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Abdullah Atalar, “Türkiye savunma sanayinde başarılı. En önemli nedeni yıllar önce yaşanan ambargonun bir Pazar oluşturması. İşte o dönemde cesaretli adımlar atıldı. Türkiye savunma sanayinde kendi ihtiyaçlarını kendi yapabileceğine inandı ve üretimler yapıldı. Sağlık sektöründe ise kuvvetli insan gücümüz ve sağlık turizmi için kuvvetli alt yapımız var. Çok kaliteli doktorlarımız var. Ancak pazar konusu sıkıntılı. Sağlık cihazı üretmek istese karşısında devler mesele yapabiliriz ama satabilir miyiz?” açıklamasını yaptı.

Altınay Robot Teknolojileri YK Başkanı Hakan Altınay ise önemli 3 konu olduğunun bunların istihbarat, istikamet, icraat olduğunu, icraat kısmının ise en zorlanılan nokta olduğunu ifade etti. Ar – Ge’nin zor bir süreç olduğunu, bilgi yoğun gibi gözükse de sermaye yoğun olduğunu ifade eden Altınay, ülkenin kaynaklarının hedefine uygun bir alana odaklanmasıyla başarılı olunabileceğini söyledi. “Birbirimize inanmamız lazım, eğer inanırsak ülkemizi inanılmaz anlamda geliştirebiliriz.” diyen Altınay, teknoloji geliştirmenin kolay ama yaymanın zor olduğunu bunun ise özgüven eksikliğinden kaynaklandığını dile getirdi.

Geleceğin trend mesleklerine değinen Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Uslan, “Biz bilgi ve teknoloji üretecek nesiller hazırlamalıyız. Gelişmekte olan ülkelerde bundan 20 yıl önce bir yazılım mühendisi gibi konular gündemde olma öngörüsü yoktu. Ancak bugün geldiğimiz noktada kamuda ya da özel sektörde bunlardan istihdam etmek istediğinizde ciddi problemler ile karşılaşıyoruz. Bilgisayara ve yazılıma yönelik meslekler uzun bir süre daha gündemimizde olacak.” diye konuştu.

Bilim ve Teknoloji Politikaları Arş. Mrk. (ODTÜ – TEKPOL) Başkanı Prof. Dr. Erkan Erdil, ulusal ve uluslararası alanlarda dikkate alınması gereken parametreler olduğunu ifade ederek, “Üniversitelerde yapılan araştırmaların ticarileştirilmesi için teşvik edilmesi gibi sorunlar var. Bu çok kolay olmayacaktır. Araştırma personeli sayısının artırılması da sorun çünkü yeterli personel yok. Yapısal sorunlarla mğcadele ederken koordineli hareket edemiyoruz daha sistematik hareket etmeliyiz. Türkiye’nin bazı alanlarda yetenek ve kapasite sorunu var. “ açıklamasında bulundu.

10 yıl içerisinde canlı ile cansızı, doğal ile yapayı ayırmanın mümkün olmayacağını vurgulayan Drexel University Prof Dr. Banu Onaral, “Bu Türkiye için bir fırsat. Gayet dinamik bir toplumla karşı karşıyayız. Bilgi ve gelişme arzusu farklı bir yapı var.” dedi. Onaral, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’ndan sonra eğitim ve sanayi seferberliği yaptığını söylerken, dünyada kendini ispat etmiş ama bazı nedenlerden büyüyememiş yerel firmalarımız olduğunu söylerken sağlık sektörünün de bağımlılığının çok yüksek olduğunu dile getirdi.

Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Ergen’de şöyle bir konuşma yaptı: “Artan dalgaların olduğu bir dünyadayız. Beş yıl önce haberleşme teknolojini konuşuyorduk şimdi bio teknolojiyi konuşuyoruz Türkiye belli bir güç elde etti. Doğru dalgaya kendimizi odaklamalıyız.

Ülke olarak insanını öne çıkaran güçlendiren bir yapıya geçmemiz lazım. Patentleşme önemli bir konu. 5G patentleri gündemde ve sadece patentleri satıp zengin olan firmalar var. Bir şirketimiz bunu yapamaz ama organize edecek bir yapıya girebiliriz.”

Kutup Araştırmaları Uyg-Ar Merkezi Müdürü, İTÜ: Doç. Dr. Burcu Özsoy, “Kutup bölgeleri Türkiye için bilimsel ve politik girdileri ile oldukça önemli. Türkiye’nin ulusal kutup bilim projesini geliştirmesi önemli. Antartika, bilime adanmış bir kıta. Dünya ülkelerinin kutup bilim çalışmalarının yüzde 70’i lojistik kullanıyor. Türkiye envanterinde de bu mevcut. Türk bayraklı gemilerin kullanılarak orada bilimsel araştırmaların yapılması önemli.” hatırlatmasında bulundu.