Blog

Haber
Savunma, Uzay ve Havacılık Alanında İşbirliğine Dayalı Ar-Ge Yaklaşımı konuşuldu
4
Mayıs

Savunma, Uzay ve Havacılık Alanında İşbirliğine Dayalı Ar-Ge Yaklaşımı konuşuldu

Savunma, Uzay ve Havacılık Alanında İşbirliğine Dayalı Ar-Ge Yaklaşımı konulu oturum Savunma Sanayi Müsteşarlığı Müsteşar Yrd. Dr. Celal Sami TÜFEKÇİ’nin moderatörlüğünde gerçekleşti. Oturumda konuşmacı olarak TÜBİTAK UZAY Enstitü Müdürü Doç. Dr. Lokman KUZU, Roketsan Genel Müdür Yardımcısı Sartuk KARASOY, Bilkent Nanotam Mrk.Bşk., AB MikroNano Gn. Md. Prof. Dr. Ekmel ÖZBAY, ODTÜ MEMS Merkez Başkanı Prof. Dr. Tayfun AKIN ve NASA’dan emekli, Boğaziçi Üniversitesi Prof. Dr. Arsev ERASLAN yer aldı.

Savunma Sanayi Müsteşarlığının tedarik kurumu görünmekle birlikte, özgün milli çözüm üreterek TSK ihtiyaçlarını karşılamak üzere faaliyet gösterdiğine değinen Savunma Sanayi Müsteşarlığı Müsteşar Yrd. Dr. Celal Sami TÜFEKÇİ, “Aselsan, Havelsan, Roketsan gibi büyük firmalar tedarikçilerimiz olmakla birlikte altlarında alt yükleniciler anlamında boşluk var. Yerlilik oranını yüzde 50’ye çıkarmışsak da millilik oranını artırmamız gerekiyor. Alt yüklenicileri ve teknoloji tabanını oluşturmak bu anlamda önemli. Sistemlere kattığınız akıl, insan hatalarını milimize edecek sistemler gibi konular alt yüklenicilerin değerini daha da artırıyor.” şeklinde konuştu.

Savunma Sanayi Müsteşarlığının bugün övgüye mazhar olmasının bunun sebebinin Ofset politikalarından kaynaklandığını söyleyen Dr. Celal Sami TÜFEKÇİ, KOBİ’lerimizi himaye etmeye çalıştıklarına ilişkin şunları söyledi: “Ondan dolayı inanılmaz sayıda KOBİ’ler oluştu ve 6 tane kümelenme var. Tabi KOBİ’lerle ilgili daha da vakıf olmamız gerekiyor. KOBİ’lere yaptığımız yatırımların geri dönüşüne de bakmak lazım. KOBİ’leri himaye adına SSTEK adında bir firma kurduk. Üzerinde çalıştığımız 7 firma var. Bunlar devlet destekli ve odaklı olacak. KOBİ’lerimizi himaye etmeye çalışıyoruz. Teknoloji adına çok devletçi bir yaklaşım göstermemiz gerekiyor. Teknoloji geliştiren KOBİ’lerimizi üniversitelerimizi sonuna kadar desteklememiz gerekiyor.”

TÜBİTAK tarafından geliştirilen teknolojilerin sanayiye aktarımında ne durumdayız, sorusuna cevap veren TÜBİTAK UZAY Enstitü Müdürü Doç. Dr. Lokman KUZU, “TÜBİTAK tarafından geliştirilen birçok ürün var, ama TÜBİTAK son kullanıcıya yönelik ürünler üretmiyor. Füze yapıyoruz, uydu, uydu parçaları yapıyoruz. Biri yapıyorsa TÜBİTAK’da yapar. Ancak bunu iyi anlatamıyoruz, iyi reklam yapamıyoruz. Sektörü büyütmek için destek bulmamız ve kendi mühendislerimize güvenmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Bürokratik engellere de değinen Doç. Dr. Lokman KUZU “Öyle engellerle karşılaşıyoruz ki biraz daha destek olsa dünya markası olabilecek bir ürün tozlu raflarda bekliyor. Fonlama kısmının Ar-Ge yapılanmasından ayrı olması gündeme gelen bir konuydu. TÜBİTAK’ın yeni yapısı ile bunun yapılabileceğini düşünüyoruz.” dedi.
Uluslararası ile yerli ürün noktasında “Savunma sektöründe sivil sektör bir şey yapıyor ise bizim yapmamız bu fizible değil.” yorumunu yapan Roketsan Genel Müdür Yardımcısı Sartuk KARASOY, “Uluslararası Ar-Ge, Ür-Ge çalışmaları ile yurt içinde yapılanlar arasında bir işin teknolojik boyutu, finansal, siyasi ve pazarlama ile ilgili ticari boyutu var. Teknolojik uluslararası Ar-Ge projelerinde daha geniş bir teknolojiden yararlanıyorsunuz, iş paylaşımı tarafınca da biraz modele gidiyor, Kim, hangi teknolojilerde yetkin ise o alanlara daha çok iş alıyor. O nedenle belirli alanlara yönelmişseniz daha iyi oluyorsunuz. Uluslararası alanda finansman paylaşımında da risk paylaşımı ve rahatlama görünüyor. İşbirlikleri ve iş payı paylaşılıyor. Ticari birçok ülkenin ihtiyacını karşılayacak ürünler ortaya koyduğunuzda pazarlama alanları da rahatlıyor. Network ağları genişliyor. Ticari bir iklim oluşuyor. Siyasi açıdan ise NATO gibi paktlar tarafından ele alınıyor.” şeklinde konuştu.

Ülkeler arası işbirliği ile ulusal yapılan ‘ürün geliştirme’ye de değinen Sartuk KARASOY, “Ulusal yapıda her alanda teknoloji geliştirmeye başlıyorsunuz, riskler fazla ama teknolojik kazanımı da fazla oluyor, riski iyi paylaşma, istihdam açısından rahatlatıyor. Türkiye gibi bir ülkenin uzun yıllar edindiği tecrübe ile geldiği nokta teknolojik bağımsızlık. Buraya güçlü çıkmak gerekiyor. Kendi teknolojinizi geliştirip uluslararası alana güçlü çıkacaksınız.” dedi.

Uzay, havacılık gibi alanlarda KOBİ’leri harekete geçirmek gerektiğine değinen Bilkent Nanotam Mrk.Bşk., AB MikroNano Gn. Md. Prof. Dr. Ekmel ÖZBAY, “10 yılda iyi gelişme, teknoloji ve Ar-Ge altyapısı oluştu. Başka önemli şey, savunma sanayi şirketleri işlerine yarayacak ürünler olduğunu gördü. Teknoloji hazır, şirketler de uygulamaya hazır, hadi üretelim… Her Ar-Ge projesi illa ki ticari başarılı olacak diye bir şart yok. Diğer yandan savunma sanayinde Türkiye’de üretilen başarılı bir ticari ürün ortaya koyma şansı daha fazla. Teknoloji hazır, pazar hazır bunu nasıl yöneteceğiz. Mikronano teknolojileri dediğimiz ciddi altyapı istiyor.” dedi.

“Geliştirdiğimiz teknolojinin bir kısmını masa üzerinde görüyoruz ama bunların üretilir ve ihraç edilir bir noktaya gelmesi de önemli” diyen ODTÜ MEMS Merkez Başkanı Prof. Dr. Tayfun AKIN, üniversitenin ürettiği bir ürünü ticari bir ürüne dönüştürmede bürokratik ve yasal bazı engeller olduğuna; bu amaçla şirket kurduklarına ve şirket ile yapılacak sözleşmelerdeki maddelerin ağır ve zorlayıcı olduğuna değindi.

Yapılan bir ürünü üretme ve satma noktasında, birlikte çalıştığınız kişilerin de kendi kazandığından çok sizin kazandığınıza baktığına, “siz ne kazanacaksınız” gibi sorularla şüpheci yaklaştıklarına değinen Prof. Dr. Tayfun AKIN, “Türkiye’nin ilk ihraç edilen çipini Tayvan’a sattık. Benzer çipleri Amerika’ya Kanada’ya, Çin’e, Japonya’ya sattık, bu çipi Türkiye’ye de satabilmek istiyoruz.” dedi.

Yapılan Ar-Ge ürünlerini üretime geçirme konusunu vurgulayan Prof. Dr. Tayfun AKIN, “Hep Ar-Ge’yi konuşuyoruz, bundan sonra sanayileşme fazını konuşmamız gerek. Ar-Ge’yi yine konuşayım ama ürüne geçmek için risk sermayesini konuşalım. Girişim sermayesi, KOBİ şirketleri… Mental bir değişikliğe ihtiyaç var. Büyük şirketlerin üzerinde ciro baskısı olduğundan inavasyon küçük şirketlerden çıkacak.” şeklinde konuştu.

İnsan gücünün daha akılcı kullanılması halinde bugün bazı araştırmalarda Türkiye’nin Avrupa ve Amerika’dan öne geçme durumu olduğuna değinen NASA’dan emekli, Boğaziçi Üniversitesi Prof. Dr. Arsev ERASLAN, “Bugün, gerideyiz yakalamaya çalışıyoruz lafını çok duydum. Acaba dünyada bize şans var mı ki, bu şansı yakalamak için değil bizi yakalamaları için kullanalım. Bunu yapacak insan gücümüz var. Savunma uluslararası alanda olduğu zaman bu çarpışır. Türkiye’de bunu da göz önüne almamız gerek.” şeklinde ifade etti.

En büyük sıkıntının teknoloji transferi olduğuna değinen Prof. Dr. Arsev ERASLAN, “Dışarıdan teknoloji transferi yapamayacağımıza göre kafamızı kullanıp teknolojimizi yaratmaya mecburuz.” dedi.
.